6 Ekim 2019 Pazar

Resulullah’ın Bahsettiği Giyinik Çıplaklar Kimlerdir?


Giyinmiş Çıplaklar Kimlerdir?

Ebu Hureyre anlatıyor: Allah’ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ateş ehlinden /Cehennem halkından iki sınıf var ki henüz görmedim: Biri; yanlarında inek/sığır kuyruğuna benzeyen sopalar/joplar bulunan, onlarla insanları döven bir topluluk. Diğeri ise;

1- Giyindiği halde açık olan (teni gösteren ince elbise giyinen veya bedenlerinin bir tarafı tamamen açık olan),

2- Erkeklere olan meyillerini yansıtan/veya omuzlarını sallayarak, çalımlı (kötü kadınların yürüyüşüyle) yürüyen,

3- Başları bir tarafa meyleden develerin hörgücü gibi olan kadınlar. Bu kadınlar cennete giremez ve –kokusu şu kadar/çok uzak mesafeden alınabilen- cennetin kokusunu dahi koklayamazlar.” (Müslim, Libas, 125)

Bu hadis metninin açıklaması şöyledir: İmam Nevevi rahmetullahi aleyh şöyle demiştir: “Bu hadis, nübüvvet mucizelerindendir.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin aynen buyurduğu şekilde vaki olmuştur.

Hadisteki giyinik çıplaklara gelince onda birkaç yön vardır:
Birincisi: Allah’ın nimetinden giyinirler, şükründen çıplaktırlar.
İkincisi: Elbise olarak giyiniktirler, ancak hayır işlerinde ahirete önem verme ve ibadetlere özen gösterme gibi işlerde çıplaktırlar.
Üçüncüsü: Güzelliğini göstermek için bedeninin bir kısmını açarlar. Bunlar giyinik çıplaktır. Dördüncüsü: Vücudunun iç kısmını belli eden ince elbiseler giyerler. Bunlar giyinik çıplaktır.

Meyleden ve kendine meylettiren kadınlara gelince, onlar hakkında: ‘Allah’a itaat, namuslarını korumak vb. hususlardan yüz çevirenlerdir’ denilmiştir.

Meylettirenler: Yaptıklarını başkalarına öğretenlerdir. Yürürken kibirlenerek yürüyenlerdir. Omuzlarını sallayıp salınarak yürüyenlerdir, denilmiştir.

Meyledenler: Hayat kadınları gibi saçlarını tarayanlardır. Erkeklere meylederler, gösterdikleri süsleriyle de erkekleri kendilerine meylettirirler. ‘Başları deve hörgücü gibidir…’ cümlesinin manası: Başa örtülen eşarp vb. bez parçalarıyla başların büyük gösterilmesidir. Hatta deve hörgücüne benzetilmiştir. Hadisin tefsirinde en meşhur olan budur.

Bu hadis, asrımızda şahit olunan bir hareketi haber vermektedir. Zamanımızda kadınların saçlarını düzenleyen, güzelleştirerek değişik modellerde şekiller veren kuaför adlı salonlar kurulmuştur. Şer artıp büyümüş, birçok kadın Allah’ın kendilerine bağışladığı saçla yetinmeyip yapma saç satın alıyorlar. Allah yardımcımız olsun!

Bu konu ile alakalı bazı hadisi şerifler de şöyledir: “Ümmetimin son dönemlerinde giyimli fakat çıplak bir takım kadınlar olacak, bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Bunları lanetleyin, çünkü onlar lanetlenmişlerdir.”
Başka bir rivayette; “onlar cennete giremez ve cennetin kokusunu bile bulamazlar” ilavesi vardır. (Müslim, Libas, 125, Cennet, 52; Ahmed b. Hanbel, II, 223, 356, 440)

“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hafif bir elbise giyip tamamen vücut hatlarını örtmeyen elbiseler giyen kadınlara ‘Onlar adı örtülü ama gerçekten çıplaktırlar’ buyurmuştur.” (Süyûtî, Tenvîru’l-Havâlif, c. 3, s.103)

Bu Kimseler Cennete Girecekler mi? Bu iki sınıf insanın “cennete giremeyeceği” hükmünün açıklaması hususunda iki yorum yapılmıştır:

a. Hadiste geçen iki sınıf insan, yaptıklarında bir sakınca olmadığını söyleyip –bilerek- bu haram fiilleri helal sayarlarsa kâfir olup ebedi olarak cehennemde kalacaklardır. Çünkü haramı helal kılan dinden çıkar.

b.  Bunlar kâfir olmamakla beraber, Allah’ın yasakladığı büyük günahları ve zulümleri işledikleri için, ilk önce cennete giden kurtuluş ehli kimselerle birlikte cennete giremeyecekler, ancak bir miktar azap çektikten sonra –mümin oldukları için- yine cennete gireceklerdir. (bk. Nevevî, ilgili hadisin şerhi)

Tesettür Fıkhı: Tesettür Nasıl Olmalıdır? Tesettür bir ibadettir; nasıl ve ne kadar olacağı diğer ibadetler gibi Allah ve Resûlü belirler. Zevklere, zamana ve coğrafyaya göre üzerinde oynanmaz.

Tesettür ile alakalı bazı ayetler şu şekildedir:

“Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zinet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar… Gizleyecekleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey mü’minler! Hepiniz Allah‘a tövbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız.” (en-Nur, 31. ayet meali)

“Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle. Bu onların tanınıp, kendilerine sarkıntılık edilmemesi için daha uygundur. Allah çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir.” (el-Ahzab, 59. ayet meali)

Şu beş ölçü, tesettürün temel kurallarıdır: Fitne zamanında olduğumuz için yüz de el de örtülecek. (Hanefi uleması görüşü bu yöndedir.) Bol olacak; vücudun ayrıntılarını ortaya çıkarmayacak. Şeffaf olmayacak. Erkeklere mahsus bir giysi olmayacak. Tesettürün kendisi bir ziynet malzemesi olacak şekilde çekici olmayacak. Çünkü Kur’an tesettürü emrederken kadının ziynet ve cazibesinin örtülmesini istemiştir. Ziynet ziynetle örtülünce, karşı cinsin ilgisini çekmesi bakımından kimi zaman daha çekici bir görüntü ortaya çıkabilir. O zaman giyinmiş çıplaklar türer. Mü’min saliha kadın şunu unutmaz: Tesettür, Allah’ın emri olduğuna göre, şeytan için de bir aldatma ve tuzak konusudur. Mü’min, Allah Teâlâ’nın emirleri ile şeytanın tuzakları arasında durduğunda cihad mevkiinde durmuş olur. Tesettür bir cihad türüdür. Uğruna feda edilemeyecek bir değer olmalıdır.

Hazret-i Âişe validemizin kız kardeşi Esma, Resulullahın yanına geldi. Arkasında ince elbise vardı. Derisinin rengi belli oluyordu. Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip, (Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüzünden ve iki elinden başka yerini erkeklere gösteremez) buyurdu. (Ebu Davud Libâs, 31)

Hz. Âişe (R.anhâ)'dan nakledilen; "Allah Teâlâ erginlik çağına ulaşan kadının namazını başörtüsüz kabul etmez" (İbn Mace, Tahâre, 132; Tirmizî, Salât, 160)

Nur Suresi'nin 60 Ayetinde: "Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir." buyurulmaktadır.

''Neden Başınızı Örtüyorsunuz ?''

Kıldığım namaz kabul oldu mu olmadı mı? İşte testi… - Nureddin Yıldız

-Namaz Kılmayan Biri ile Evlilik - Nureddin Yıldız

Kadının giyimine kocası karışabilir mi? - Nureddin Yıldız

Allah'ın emrettiği tesettür - Nurettin Yıldız

Kot Pantolonlu Yarı Çıplak Müslüman Kızlar - Nureddin Yıldız

Kadınların Zorunlu Kıyafetleri - Nureddin Yıldız

Kur’an–ı Kerim’de örtünme ile ilgili âyetler iki sûrede yer almıştır.
Bunlardan bir tanesi Nur sûresindeki:
“Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, namuslarını korusunlar.
Kendiliğinden görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini açmasınlar. Başörtülerini, yakalarının üzerine vursunlar…” âyet–i kerimesidir. Bir diğer âyet–i kerime ise, Ahzab sûresi 59 âyettir ki;
“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle: (Evden çıkarlarken) üstlerine vücutlarını iyice örten cilbablarını (dış elbiselerini) giysinler. Bu, onların tanınıp eziyet edilmemelerine en elverişli olandır” buyrulmaktadır.
İslâm âlimleri, yukarıda mealleri yazılı âyetlere ve bu konuyla ilgili hadislere dayanarak, kadınların tesettürünün nasıl olması gerektiği konusunda pek çok beyanlarda bulunmuşlardır. Biz de âcizane, ulemânın bu beyanları ışığında “Kadının örtüsü nasıl olmalı?” konusunu şöyle bir gözden geçirelim. Ayet–i kerimede zikredilen “cilbab”dan muradın ne olduğunu  İnşallah izah etmeye gayret edelim.

CİLBAB
Allahu Teâlâ bu âyet–i kerimede mümin kadınlara, evlerinden çıkarken yabancı erkekler karşısında vücutlarını iyice örten cilbablarını, dış elbiselerini üzerlerine örtünmelerini emretmiştir. Bu hicab âyeti, geçen yazımızda da ifade ettiğimiz gibi, kadınların avret mahallerini örtmeleri istikrar kazandıktan sonra nazil olmuştur. Demek ki, bu âyette emrolunan tesettür, daha önce farz kılınan setr–i avretten başka fazla bir örtünmedir. Dolayısıyla âyet–i kerimede geçen “Cilbab” kıyafeti hakkında, müfessirler değişik yorumlarda bulunsalar da, mefhumda birleşmişler ve “cilbab”dan maksadın; kadının elbiseleri üzerine giyilen ve vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde bütün vücudu örten bir elbise olduğunda ittifak etmişlerdir.

Allahu Teâlâ burada kadının örtünmesiyle alâkalı olarak pek çok elbise şekli emir buyurabilecekken, acaba neden özellikle “cilbab” giyilmesini önermektedir?.. Elbette bunun pek çok hikmetleri vardır. En önemli hikmeti ise, kadınların tesettüründe en ideal örtünme kıyafeti olmasındandır. Çünkü cilbab, kadını baştan ayağı kapatmakta ve fitneye sebebiyet verecek hiçbir açık kapı bırakmamaktadır. Böylece kadın ile, art niyetli, kötü düşünceli ve kalplerinde maraz olan kişiler arasına bir perde çekilmiş, bu tür ahlâksız kişilerin sataşmasına fırsat verilmemiş olacaktır. Nitekim bu maksat âyet–i kerimede de:
“Bu cilbabı giydiğiniz zaman ki durumunuz tanınıp eziyet edilmemenize daha uygundur.” şeklinde zikredilmiştir. Gerçi bu konuda eziyet etmeyi, kadınlara sataşıp tacizde bulunmayı bir huy edinmiş olan, alçak karakterli bazı kanı bozukları, örtü engelleyecek değildir. Fakat imanlı, temiz kadınların, bu tür şehevânî ve kirli bakışlardan yuvalarında gizli inciler gibi korunmuş kalmalarına en uygun olan şekil de budur. Hâl böyle olunca, kadın bu konuda son derece suçsuz ve masum, onlara eziyet ve tacizde bulunacak olan nefsinin zebûnu kimselerin ise, çok açık bir vebal yüklenmiş oldukları ortaya çıkar.
Peki, kadının dış örtü örtmesi gerektiğinden söz eden bu ayet–i kerimede, örtünme için belli bir şekil ve model var mıdır? Yani kadının dış örtüsü nasıl ve ne şekilde olmalıdır?..

KUR’AN–I KERİM’DE ÇARŞAF GEÇİYOR
Efendim, tesettür emri ile alâkalı olarak Nur sûre’si 31. âyette geçen “başörtüsü” (hımar–humur) ve Ahzab sûresi 59. âyette geçen “Dış giysi” (cilbab–celâbîb) ifadeleri birlikte mütalaa edilince, kadın için iki parçalı bir giysi şekli ortaya çıkıyor. Birincisi; saç, boyun ve göğüsleri örten ve omuzlara doğru yakaların üstüne serbest bırakılan “başörtüsü”dür. İkincisi ise: “Dış giysi” olup, bunun şekli de iki türlü tarif edilmiştir. Başörtüsünün üstünden, bedeni aşağıya kadar örten büyük parça bir giysi veya başörtüsünün altında, boyundan aşağı topuklara kadar örten dış giysi… Peki, ulemâ bu konuda ne diyor ve hangisini tercih ediyor?
Ulemânın bu konudaki beyanlarına geçmeden önce, hazır yeri gelmişken bazı Müslüman kardeşlerimizin sıkça sorduğu “Kur’an–ı Kerim’de çarşaf geçiyor mu?!” sorusuna açıklık getirelim.
Evet, Kur’an–ı Kerim’de çarşaf geçiyor!
Çarşafın adresi ise, Ahzab sûresinin 59. âyet–i kerimesidir. Şayet, “Bu âyet–i kerime çarşaftan değil, cilbabdan bahsetmektedir.” derseniz, şöyle açıklayayım. Evet, âyette “cilbab” kelimesi geçmekte ve “celâbîb” diye zikrolunmaktadır. “Celâbîb” kelimesi “cilbab”ın çoğuludur. Cilbab ise, Türkçe’de çarşaf mânasına gelir. Bu arada, “Kur’an’da çarşaf geçmiyor.” diyenler, şayet birebir “çarşaf” kelimesinin geçmesini kastediyorlarsa, o zaman doğru söylüyorlar, Kur’an’da “çarşaf” kelimesi geçmez! Çünkü “çarşaf” Farsça bir kelimedir. Ama Türkçemizde de kullanılmaktadır. Oysa Kur’an–ı Kerim Arapça indirilmiştir. Yani bu mantığa göre, yanlış anlaşılmasın ama, Kur’an’da “namaz” kelimesi de geçmez, “oruç” kelimesi de… Ya nasıl geçer? “Salât ve savm” şeklinde geçer.

TEFSİR ÂLİMLERİ ÇARŞAF İÇİN NE DİYOR?
Bazı tefsirler ise “cilbab” kelimesini “milhafe” diye tefsir ederler ki, “milhafe” lügatta çar ve çarşaf mânasına gelir. Şimdi ulemânın bu âyetle alâkalı yaptıkları tefsirleri zikrettiğimizde, tariflere en uygun kıyafetin çarşaf olduğu görülecektir.
Ulemâ âyet–i kerimede “cilbab” diye geçen, bu tesettürün nasıl olacağı hususunda birkaç görüşe ayrılmışlardır. İnşallah şimdi bizler kenara çekilip onların görüşlerine yer verelim.
Son devrin âlimlerinden Elmalılı, bu âyeti tefsir ederken “cilbab”ı şöyle tarif etmiştir:
“Baştan aşağı örten çarşaf, ferace, câr gibi dış elbisenin adıdır.”
“Tepeden tırnağa örten giysidir.”
“Çarşaf ve peçedir.”

Âyet–i kerimede geçen “İDN” kelimesi: Yaklaştırmak demek ise de, âyette “Alâ” harf–i cerri ile kullanılması, kapsamak sûretiyle sarkıtmak mânasını da ifade ettiğinden, üzerinden sıkıca örtmek demek olur. “Cilbab örtmek” tabirinde de iki şekil vardır. Bunlardan birincisi; cilbablarından birisiyle bütün bedenini örtmek; diğeri ise, cilbabın bir tarafıyla başından yüzünü örtmek demek olur.
Elmalılı, âyet–i kerimede geçen “cilbab idnâsını”, bu şekilde tarif ettikten sonra şöyle devam ediyor: “Bu beyanda da iki sûret vardır. Birisi kaşlarına kadar başını örttükten sonra büküp, yüzünü de örtmek ve yalnız tek bir gözünü açık bırakmak.” Elmalılı bunu söyledikten sonra, “Bizler yetiştiğimiz zaman memleketimizde validelerimizin tesettür tarzı bu idi.” der. İkincisi de alnının üzerinden sıkıca sardıktan sonra, burnunun üzerinden dolayıp gözlerin ikisi de açık kalsa bile, yüzün büyük bir kısmını ve göğsü tamamen örtmüş bulunmaktır. Bu açıklamadan sonra da, “Hicri 1310’da İstanbul’a geldiğim zaman İstanbul hanımlarının bir peçe ilave edilmek ve elde açık bir şemsiye bulunmak şartıyla tesettür tarzları bu idi.” demektedir.(1)
Evet, Elmalılı merhum “cilbab”ı böyle tarif ediyor.
Yine bu konuda Konyalı Mehmet Vehbi Efendi “Hulasatü’l–Beyan” isimli tefsirinde: “Kadınların ziynetlerini örtmeleri için çarşafa bürünmelerinin lazım ve vacip olduğunu zikretmektedir.”(2)
Ömer Nasuhi Bilmen Efendi de kendi tefsirinde “Cilbab”ı çarşaf olarak tefsir etmişlerdir.
Gördüğümüz gibi son devrin âlimlerinden, herkesçe tanınan ve kabul gören üç tane tefsir âliminin “cilbab” hakkındaki görüş ve yorumları bu şekildedir… Şimdi de diğer ulemâ bu âyeti nasıl tefsir ediyor ona bakalım:

Taberî, İbn Sîrîn’den şöyle rivayet eder:
“Abide es–Selmani’ye, “…Dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle…” âyetinin mânasını sordum. O hemen büyük bir çarşaf alarak onunla bütün vücudunu örttü. Başını da kaşlarına kadar kapattı. Yüzünü de tamamen kapattı. Yalnız sol gözünü açık bıraktı. Böylece âyeti fiili olarak tefsir etti.”(3)

Taberî ve Ebû Hayan, İbn Abbas’tan şöyle rivayet etmişlerdir:
“Kadın cilbabını alnının üzerine indirir ve oradan sıkar. Alttan da burnunun üzerine kadar kapatır. Yalnız gözleri dışarıda kalmalıdır. Yüzünün kalan kısmı ile göğsünü tamamen kapamalıdır.”(4)

Ebu’s–Suûd Efendi: “Cibab”tan maksat, çok geniş ve uzun bir örtüdür. Kadın bununla başını örttüğü gibi yüzünü ve göğsünü de örterek ayaklarına kadar salar. Buna göre âyetin mânası, ‘Kadınlar dışarıya veya yabancı bir erkeğin karşısına çıkacakları zaman, bu örtüyle yüzlerini ve bütün vücutlarını örtsünler.’ olur.” demiştir.

Cevherî de “Cilbab”ı çarşaf diye tefsir etti. Ve “Cilbab çarşaftır.” denildi. (5)

Ümmü Seleme annemiz şöyle demiştir:
“Cilbablarından üzerlerini sıkı örtsünler’ âyetinin nüzulünden sonra ensar kadınları siyah çarşaflara büründüler. Öyle bir ağırbaşlılık ile çıkmışlardı ki, sanki hepsinin başına birer karga konmuştu.”

ÖRTÜNMEK KADININ OLMAZSA OLMAZIDIR
Verilen kaynaklardan da anlaşıldığı üzere İslâm âlimlerinin çoğunluğu çarşaf üzerinde durmakta ve tesettürün çarşafla daha güzel olacağını belirtmektedirler. Açıkça“çarşaf” demeyen müfessirler ise, âyet–i kerimede geçen “cilbab” ile, kesintisiz bütün bedeni baştan aşağı örten geniş bir elbiseyi tarif etmektedirler ki, bu tarife en uygun olan kıyafet çarşaf, ferace ve cardır. Bu kıyafetler, Türkiye’nin çeşitli yörelerinde, “ehram, peştamal–dolama, şalvar–atkı” gibi farklı isimlerle de zikredilmektedir. Tabi-î bu kıyafetlerin kumaşının kalitesi, ince veya kalın oluşu örfe, beldelere ve mevsimlere göre değişiklik gösterebilir. Ancak dikkat edilecek husus, kadının boynu, omuzu, göğüs, kol, koltuk altı, bel gibi, kısaca vücut hatlarının belli olmaması gerekmektedir. İçini gösterecek kadar şeffaf, vücut hatlarını belli edecek kadar ince ve dar olmamalıdır. Çünkü kadınların örtünmesinden maksat bütün şüpheli yolları kesmek, erkek ve kadınların kalplerinde dolaşan vesveseyi bertaraf etmektir.
Bu arada, âyet–i kerimede örtünmenin, “iffet ve namusu koruması, tanınıp eziyet edilmemesine daha uygun olması” gibi bazı hikmetlerinin açıklanması, bu gayenin bulunmadığı veya başka şekilde elde edildiği durumlarda, örtünmek gerekmez gibi yanlış bir düşünce hatıra getirmemelidir. Çünkü esas itibariyle örtünmek, Allah’ın emri ve dinin gereğidir.
Evli kadınların örtünmesinden kocaları sorumlu olduğu gibi, kız çocuklarının evleninceye kadar örtünme ile ilgili problemlerinden birinci derecede babası sorumludur. Çocukla uzun süre birlikte olan, onun eğitim ve terbiyesi ile yakından ilgisi bulunan anne de ikinci derecede sorumlu olur.

Âyet–i kerimede Allahu Teâlâ bizleri şöyle uyarmaktadır:
“Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun”(6)

Dipnotlar:
1– “Hak Dini Kur’an Dili”, c. 6, s. 337, 338
2– “Hulasatü’l–Beyan”, c. 9, s. 3719
3– “Taberî Tefsiri”, c. 22
4– “Bahru’l–Muhit”, c. 5, s. 250
5– “Tacü’l–Aras”, c. 1/186
6– Tahrim, 6

Mustafa ÖZŞİMŞEKLER

Hz. Aişe'ye İftira Olayı
Beni Mustalik gazvesindeki ilk olay ayetlerin olaya müdahale etmesiyle hallolmuş, açığa kavuşmuştu. Bu olayda yalancılığı ortaya çıkan İbn Übey ise gerçekleştirdiği yalandan daha kötü bir işe girişti ki; bu olay Hz. Peygamber’in ailesine iftira olayıdır. Olay şu şekilde gerçekleşti:  
Hz. Aişe anlatıyor; “Hz. Peygamber, bir sefere çıkmak istediği zaman kadınları arasında kura çekerdi. Kura kime düşerse Allah Resulü onunla birlikte sefere çıkardı. Gazaya gitmek istediği bu gazvede de hanımları arsında kura attı ve bu kurada Hz. Aişe’nin ismi çıktı.”
Olayı devamla Hz. Aişe şöyle anlatır: “Ben Resülullah ile beraber sefere çıktım. Bu sefer, hicap ayeti indirildikten sonra idi. Ben havdecimin içinde bindirilir ve (konak yerine) onun içinde indirilirdim. Bütün yolculuğumuzda böyle oldu. Nihayet Resulüllah bu gazasından ayrılıp da döndüğü ve Medine'ye yaklaştığımızda ben hacetim için kalkıp yürüdüm. (ordudan uzaklaştım) Hacetimi yerine getirdiğim zaman dönüp yerime geldim. Bir de göğsümü yokladım. Baktım ki Yemen'in gözboncuğundan dizilmiş gerdanlığım kopup düşmüş. Hemen geri dönüp gerdanlığımı aradım. Fakat onu aramak beni yoldan alıkoymuştu. Benim devemi hazırlayan kimseler gelip havdecimi yüklemişler. Onlar beni havdecin içinde sanıyorlarmış. O zaman kadınlar hafif idiler, şişmanlamazlardı. Et ve yağ onları bürüyüp kaplamazdı. Çünkü onlar az yemek yerlerdi.”
Hz. Aişe devamla: “Ordu gittikten sonra ben gerdanlığımı buldum. Akabinde konakladıkları yerlere geldim fakat oralarda ne bir çağıran, ne de bir cevap veren kalmıştı. Bunun üzerine ben orada evvelce bulunduğum konak yerime geldim. Ve onlar beni havdecde bulamazlar da beni aramak üzere dönüp yanıma gelirler diye düşündüm.”
Hz. Aişe bu noktada akıllı bir kadın olarak yerinden ayrılmamıştır. Eğer ayrılsaydı kum çöllerinde yok olup giderdi. Onu bulmak üzere birilerinin geleceğini düşünerek beklemiştir.
Hz. Aişe devamla: “Yerimde otururken uykum geldi ve uyumuşum. Hz. Safvan b. Muattal es-Sulemi, ordunun arkasında mola vermişti. Bu zat sabaha yakın yürümüş, benim bulunduğum yere gelmiş, uyuyan bir insan karaltısı görünce benim yanıma gelmiş ve beni görünce tanımış. Beni tesettür farz kılınmadan önce görür idi. Ben onun beni tanıdığı sırada onun istirca sözlerini söylemesi ile uyandım. Uyanınca hemen çarşafıma bürünüp yüzümü örttüm. Allah'a yemin ediyorum ki o bana bir tek kelime söylemiyordu. Ben ondan, istirca sözünden başka hiç bir kelime işitmedim.”
Konunun burasında Hz. Aişe’nin Hz. Safvan’dan aktardığı sözü verelim:
مَا خَلّفَك يَرْحَمُك اللّهُ والله ما تكلمت بكلمة كلمة، ولا سمعت منه غير استرجاعه لم ينطق بغيرها
“(Ey peygamber zevcesi!) Neden geri kaldın! (Aişe): Vallahi o, istircasından başka hiçbir kelime konuşmadı, bende hiçbir kelime işitmedim. Bu kelimeden başka bir şey konuşmadı.”
Hz. Aişe devamla: “Devesini ıhtırıp çöktürdü, ön ayağına bastı. Ben de deveye bindim. Hz. Safvan bindiğim deveyi önünden çekerek yürüdü. Nihayet kafile konak yerine indikten sonra öğlen sıcağında orduya yetiştik. Bu sırada benim yüzümden helak olan helak olmuştu. İftiranın çoğunu Abdullah b. Ubey b. Selül yapmıştı.”
Hz. Aişe, Hz. Safvan b. Muattal’ın devesinde Hz. Safvan b. Muattal onu çekerek orduya yetişmeye çalışıyorlardı. Ancak bu arada ordu da Hz. Peygamber’in cebri hızlı yürüyüş emrinden dolayı hızlı bir şekilde yol kat ediyordu. İşte böyle bir kovalamaca sonucu, Hz. Safvan b. Muattal ve çektiği devenin üzerindeki Hz. Aişe ile orduya mola verildiği sırada ordu yerleşirken ordugâha girdiler. Bu olayı gören münafıkların başı İbn Übey fırsatı kaçırmadı ve bir müddet önceki rezilliğinin intikamını almak üzere yüksek sesle şöyle haykırdı: “Bakın! Bakın! Peygamberin hanımı bir adamla gecelemiş ve geliyor.”
Münafıkların başı İslam’ı tam kalbinden vuruyordu. İftira attığı kadın, dinin peygamberinin eşi ve İslam’da Hz. Peygamber’den sonra ilk adam konumundaki Hz. Ebubekir’in kızıydı. Artık Medine Hz. Safvan b. Muattal ve Hz. Aişe arasındaki mesele ile çalkalanıyordu. Herkes bir şeyler söylüyor, türlü türlü yorumlar yapılıyordu. Olayı öğrenen Hz. Aişe sabahlara kadar ağlıyor, gözünün yaşı dinmiyor, uyumuyordu. Konuyu uzatmamak için detayları geçerek konunun Hz. Safvan b. Muattal ile ilgili bölümlerini aktarmayı sürdürüyoruz.
Konu ile ilgili vahiy de gecikince Hz. Peygamber istişarelere başladı. O, günümüzde olduğu gibi konuya tam vakıf olmadan meseleyi namus meselesi haline getirip vurmak, kırmak, öldürmek, günümüz tabiriyle “namusunu temizlemek” gibi işlemlere girmiyor, meseleyi öğrenmeye çalışıyordu.  Bu sebeple sahabeden Ali b. Ebi Talib'i ve Usame b. Zeyd'i yanına çağırıp meseleyi konuştu. Usame b. Zeyd, Hz. Peygamber'in ailesinin beraatini bildiğini ve onlara karşı beslediği sevgiye işaret ederek: “Ey Allah'ın Resulü! Onlar senin ailendir. Biz onun hakkında hayırdan başka bir şey bilmeyiz” dedi. Ali b. Ebi Talib'e gelince, o da: “Allah senin başını dara sokmaz. Aişe'den başka kadınlar çoktur. Cariyeye de sorsan sana doğruyu söyler” demişti. Cariye Berire de benzer sözler söylemişti. Yine Hz. Osman ile görüşmüş karşılığında benzer ifadeler almıştı.
Allah Resulü, zevcesi Zeynep bt. Cahş'a durumu sormuş: “Ne bilirsin, ne gördün?” demişti. O da kadınlar arasında en büyük rakibi olan Hz. Aişe hakkında fırsat eline geçmişken: “Ey Allah'ın Resulü! Ben kulağımı, gözümü muhafaza ederim. Vallahi hayırdan başka bir şey bilmem,” diye cevap verdi.
Sahabelere danışması ile bir sonuç elde edemeyen ve Medine’deki Müslümanların sırtındaki bu problemi çözmeye çalışan Hz. Peygamber, nihayet olayı bütün Müslümanların önünde dile getirerek halletmeyi kararlaştırır ve bunun akabinde mescitte minber üzerinde ayağa kalkıp şöyle hitab eder: “Ey Müslüman topluluğu! Ev halkıma verdiği ezası son dereceye varan bir şahıs için(İbn Übey) bana kim yardım eder? Vallahi ben ailem hakkında hayırdan başka bir şey bilmiş değilim. Bir adamın da ismini ortaya koydular ki bu zat(Hz. Safvan b. Muattal) hakkında da ben hayırdan başka bir şey bilmiyorum. Bu kimse ailemin yanına da ancak benimle beraber girerdi.”
Buradaki son iki cümleye dikkat etmek gerekiyor. Öncelikle Hz. Safvan b. Muattal, hakkında “ Ben onun(Safvan) hakkında ancak hayır biliyorum”  " ما علمت منه إلا خيراً" diyor. Bu söz herhangi bir kişinin değil, son peygamberin sözüdür ve Hz. Safvan b. Muattal hakkında çok önemli bir şehadettir.
İkinci cümle ise yine Hz. Safvan b. Muattal hakkında onu teberri eden, temize çıkaran bir şehadettir. “Bu kimse ailemin yanına da ancak benimle beraber girerdi” Ancak bu cümleden şunu da çıkarabiliriz ki; artık münafıklar Hz. Safvan b. Muattal’ın Hz. Aişe ile görüşmek için eve gelip gittiği ve kendi başına eve girdiği gibi sözleri bile söylemiş olmalılardır ki; Hz. Peygamber, bu sözü söylemek zorunda kalmıştır. Maalesef iftiranın boyutları buralara kadar varmış durumda olmalıdır.
Hz. Peygamber’in bu şekilde yardım isteği üzerine kendi kabilelerinden olan Abdullah b. Übey’i korumak isteyen Hazreçliler ile onu cezalandırmak isteyen Evsliler kavgaya tutuşurlar. Bunun üzerine Hz. Peygamber, minberden inip onların arasını bulur ve sorunu çözememiş bir halde üzgün olarak evine döner.
Hz. Aişe devamla şöyle anlatır: “Biz ağlarken Allah Resulü yanımıza girdi, selam verdikten sonra oturdu. Halbuki Allah Resulü bundan evvel hakkımda dedikodu başladığı günden beri yanımda oturmamıştı. Ve Allah Resulü bir ay beklediği halde kendisine hakkımda bir şey vahyolunmamıştı. Allah Resulü oturduğu zaman, şahadet kelimelerini söyledikten sonra: Ey Aişe! Hakkında bana şöyle şöyle sözler geldi. Eğer suçsuz isen yakında Allah seni muhakkak beraat ettirecektir. Yok eğer bir günah işledinse Allah'tan mağfiret dile ve Allah'a tevbe et! Çünkü kul, günahını itiraf ve sonra tövbe edince Allah da onun tövbesini kabul edip mağfiret buyurur” dedi. Allah Resulü sözlerini bitirince gözümün yaşı kesildi. Hatta gözyaşından bir damla bulamıyordum. Hemen babama: “Allah Resulü'nün söylediği sözlere benim adıma cevap ver” dedim. Babam: “Vallahi Allah Resulü'ne ne diyeceğimi bilmiyorum” dedi. Sonra Anneme: “Allah Resulü'nün söylediği söze benim adıma cevap ver” dedim. O da: “Vallahi Allah Resulü'ne ne diyeceğimi bilmiyorum” dedi. Bunun üzerine ben, henüz Kuran’dan çok şey bilmeyen küçük yaşta bir genç olduğum halde şöyle dedim: “Vallahi ben kesinlikle anladım ki siz bu dedikoduyu işitmişsiniz. Hatta bu söz sizin gönüllerinizde yer etmiş ve ona inanmışsınız. Şimdi ben size suçsuzum desem (ki Allah suçsuzluğumu biliyor) bu konuda bana inanmazsınız. Ve eğer ben size bir itirafta bulunsam (ki Allah suçsuz olduğumu bilir) sizler beni hemen tasdik edeceksiniz. Vallahi ben kendimde size verecek bir misal bulamıyorum. Ancak Yusuf'un babasının dediği gibi: Artık (bana düşen) hakkıyla sabretmektir. Sizin şu söylediklerinize karşı yardımına sığınılacak ancak Allah'tır.”
Hz. Aişe şöyle devam etmiştir: “Sonra dönüp yatağıma yattım. Halbuki vallahi o zaman ben suçsuz olduğumu ve Allah'ın da muhakkak beni temize çıkaracağını biliyordum. Lâkin vallahi hakkımda okunan bir vahiy indirileceğini hiç zannetmiyordum. Benim hâlim de kendimce aziz ve celil Allah'ın hakkımda okunan bir şeyle konuşmasından daha aşağı idi. Lâkin Allah Resulü'nün uykuda bir rüya göreceğini ve Allah'ın da o rüya ile beni beraat ettireceğini umuyordum. Vallahi Allah Resulü oturduğu yerden kalkmamıştı. Ev halkından bir kimse de dışarı çıkmamıştı. Aziz ve celil Allah Peygamber'ine vahiy indiriverdi. Kendisini vahy inerken basan şiddet yine bastı. Kendisine indirilen kelamın ağırlığından kış gününde bile inci tanesi gibi ter dökülürdü. Allah Resulünden vahiy hâli kalkınca kendisi sevincinden gülüyordu. Söylediği ilk söz şu oldu: "Müjde ya Aişe! Allah seni beraat ettirdi."








5 Ekim 2019 Cumartesi

Yahudi Fedarasyonu İsrail’e Destek Veren Markaları Açıkladı





İŞTE FEDARASYONUN WEB SİTESİNDEKİ LİSTENİN TÜRKÇE ÇEVİRİSİ

Kaynak: http://www.greateraltoonajewishfederation.org/articles/companies.html

1. Starbucks Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Howard Schultz, etkin bir Siyonist’tir.

1998′de Siyonist devlete yaptığı hizmetlerden dolayı, ABD ve İsrail arasında yakın ittifak kurulması konusunda önemli girişimleri olduğu için İsrail’in 50. Siyon arkadaşlar anısı ödülü ile Kudüs Aish HaTorah fonu tarafından onurlandırıldı. Diğer işletmeler umutsuzca İsrail dışına çekilirken, Starbucks İsrail’in çırpınan ekonomisine yardım etme kararı aldı ve yatırım yaptı.Starbucks’ın hala İsrail’e destek vermek için bağış topladığı biliniyor.

2.THE LIMITED STORES, Express, Lerner New York, Victorias Secret ve Bath & Body Works:

The Limited, Leslie H. Wexner tarafından 1963 yılında Colombus Ohio’da 2,800 mağaza ile kurulmuştur. THE LIMITED STORES, Express, Lerner New York , VICTORIAS SECRET and BATH & BODY WORKS gibi şirketler buna dahildir ve 115.000 çalışanı bulunmaktadır. Kurucusu, başkanı ve CEO’su olan Les Wexner bir Siyonist’tir. İsrail yanlısı olan ve ABD’de medyayı İsrail’in lehine kalmasını sağlayan Emet’in ve ”War Room” programının yönetim kurulundadır. 1984 yılında dünyanın en zengin 200 kişisinden biri olan Les Wexner, Wexner Vakfı’nı kurdu.Misyonu ‘Kuzey Amerika ve İsrail’deki Yahudi Liderliğini güçlendirmekti. Vakfın çalıştırdığı programlardan biri olan Wexter İsrail Burs Programı, her yıl 10 tane İsrail’li okutuyor.

Wexner Vakfı sponsoru ”Birthright İsrail” Amerikalı Yahudilere İsrail’e gezi düzenleyebilmeleri için olanak sağlıyor. Aynı zamanda kampüste Siyonizm’in kalesi olan Hillel’in uzun süredir bir destekçisidir.

3. THE HOME DEPOT (ANA DEPO) :

Yönetim Kurulu eş başkanı ve kurucusu etkin bir Siyonist’tir. İsrail medyasının yanlısı olan Emet ve ”War Room’ yönetim kurulunu oluşturdu. Bu kuruluşların görevi ABD’de yer alan bütün medyayı İsrail lehine kalmasını sağlamaktır.

4. DISNEY:

Florida’daki Epcot Merkezi’nde Walt Disney’in Milenyum sergisi İsrail’in başkenti olarak Kudüs’ü gösteriyor. Bu sergiyi kurmak için 8 milyon dolar harcanmıştır. İsrail içeriğini geliştirmek için Disney’e 1.8 milyon dolar katkıda bulunmuştur.

5.AOL/TIME WARNER (WARNER BROS):

AOL, hisselerinin %30′unu İsrail’e tahsis etmiştir. (Buna inanabiliyor musunuz?) İsrail şirketinin tamamını alan Mirabilis, ICQ’nun (internetten sohbet programı) kurucuları 1998′de AOL’un yatırım formlarının 27 milyon dolarını İsrail’e yatırdı. 1998′de AOL stüdyoları CEO’su Ted Leonsis, İsrail Başbakanı Netanyahu’dan Jübile ödülü aldı. Bu kişilerin ve şirketlerin tanınması için İsrail devleti tarafından verilen en büyük ödüldür.

6. COCA COLA:

1966 yılından bu yana Coca-Cola İsrail’in sadık bir destekçisi olmuştur. 1997 yılında İsrail hükümeti, İsrail Ticaret Ödülü Yemeğinde 30 yıldır devam eden desteği için ve İsrail’in Arap Ligi boykot uymayı reddettiği için Coca Cola’yı onurlandırdı. Buna karşılık 1991 Mayıs ayında İsrail’in Arap boykotuna uyarak bitiren Pepsi, 1992′den sonra tekrar İsrail’de işlem görmeye başladı. 2001 yılında Coca-Cola Dünya Merkezi’ne ev sahipliği yaptı ve Amerikan-İsrail Odası Ticaret Ödülleri Galasının ana sponsoru oldu. Coca-Cola-İsrail eğitim programlarında, İsrail-Arap çatışmasını kapsayan konular işleniyor. Kursun içeriği Yahudi Ajansı ve İsrail hükümeti tarafından finanse ediliyor. 2002 Temmuz ayında Coca-Cola’nın Kiryat Gat’ta yeni bir tesis inşa ettiği ilan edilmiştir.

7. ESTEE LAUDER:

Estee Lauder’ın başkanı olan Ronald Lauder, aynı zamanda büyük Amerikan Yahudi Örgütleri Başkanları Konferansı başkanıdır. Ateşli bir Siyonist olan Ronald Lauder , Yahudi Milli Fonu (JNF) mevcut başkanıdır.

8. SARAH LEE. (Includes Hanes, Playtex, Leggs, Champion)

Bu şirket, dondurulmuş atıştırmalıklar ile karıştırılmamalıdır. Bu giyim devi olan şirkettir. Sara Lee İsrail’in önde gelen tekstil şirketi Delta Galil% 30′una sahiptir.Sara Lee dünyanın en büyük giyim üreticisidir ve İsrail menşeli kumaşlar ünlü Sara Lee markası adı ile satılarak İsrail’i dünya pazarına açıyor. 1998 yılında Sara Lee Kişisel Ürünleri Netanyahu’dan Jubile ödülü aldı.

9. FOX TELEVİZYON, FOX EĞLENCE:

News Corporation şirketi , 30 Eylül 2005 tarihi itibariyle ve 18 milyar dolarlık toplam yıllık gelirleri ile dünyanın en büyük medya şirketlerinden biridir. Şirket üretimi ve dağıtımı TV programları ve sinema ile çeşitlendirdi. News Corporation şirketi İngilizce yayın yapan gazetelerin dünya çapında faaliyet gösteren en önde gelen yayımcısıdır. Şirket, haftada 40 milyondan fazla baskı ile 175 farklı gazete yayını yapıyor. Murdoch’ın New Corp İsrail’de büyük yatırım yapıyor. Murdoch’un News Corporation şirketi, Amerika-İsrail Dostluk Ligi Demokrasi Ödülleri akşam yemeğinde İsrail’i destekleyen üç Amerikalı şirketten biri. Murdoch kendisi akşam yemeğini organize etti. News Corp ‘un dijital teknoloji şirketi Kudüs’te yer alıyor ve son 10 yılda çalışanı 20 binden 600 bine yükseldi.

10. NESTLE:

İsviçre firması İsrail gıda üreticisi Osem Yatırımlarının %50.1′ine sahip. 2000 yılı Aralık ayında İsrail’de yeni Ar-Ge merkezi faaliyeti için milyonlarca dolar yatırım yapacağını açıkladı. 1998 yılında Peter Brabeck-Letmathe Nestle adına Netanyahu’dan Jübile ödülünü aldı.

11. OVERSEAS ADVENTURE TRAVEL (YURTDIŞI TURİZMİ):

Massachusetts merkezli şirket dünya çapında ucuz turlarıyla bilinir. Şirket parayı okul giderleri,gıda yardımı gibi harcamalarda bulunan 50 ülkeye bağışlıyor. Ülke başına 5.000 dolar ile 25.000 dolar arasında para veriyor. İsrail başkanı Siyonist olduğu için yurt dışı turizmi ile 1.000.000 dolarlık bir daire aldı.

12. IBM:

IBM İsrail’e yoğun yatırımlarda bulunuyor. İsrail’de 1.700 çalışanı olduğunu söyleyen IBM başkan yardımcısı ve genel danışmanı Lawrence Ricciardi, Jerusalem Post’a verdiği bir röportajda : ”Bu toprak ve temsil ettikleri IBM için çok önemlidir” dedi.

IBM, Amerika-İsrail Dostluk Ligi Demokrasi Ödülleri akşam yemeğinde İsrail’i destekleyen üç Amerikalı şirketten biri. 2002 Mayıs ayında İsrail-Amerika Ticaret Odası İsrail’e yaptığı katkılardan dolayı ve ABD – İsrail arası ticareti geliştirdiği için IBM ödüllendirildi. IBM 1949′da faaliyetlere başladı ve ülkeye bilgisayarları tanıtan, tamamen İsrail’e bağlı olan ilk Amerikan şirketidir.

13. KIMBERLY-CLARK: (Huggies, Kotex, Kleenex)

Kimberly-Clark Avrupa Başkanı Sayın Robert P. Van der Merwe, 1998 yılında Netanyahu tarafından Jübile ödülünü aldı. Bu kişilerin ve şirketlerin tanınması için İsrail devleti tarafından verilen en büyük ödüldür. Kimberly Clark şirketi,İsrail şirketi Hogla’nın %49.9 hissesine sahip.

14. River Island giyim zinciri, İspanya ve Portekiz ve BRITANNIA PACIFIC PROPERTIES’da bulunan ISROTEL ve IBROTEL otelleri

Londra, İngiltere merkezli uluslararası bir yatırım şirketidir. Sacramento Metropolitan bölgesindeki en büyük gayrimenkul sahiplerinden biri olduğu söyleniyor.İngiliz merkezli Lewis Trust Group , Akabe Bölgesi’nde gelişmiş otellerden biridir. David Lewis, şirketin Yönetim Kurulu Başkanıdır ve İsrail’in önde gelen savunucusudur. Lewis’in faaliyetleri Yahudi Ulusal Fona katkılarda bulunmuştur. Aynı zamanda İsrail-İngiltere İş Konseyi üyesidir. Bu örgüt kendini Siyonistlerin yararına ve Filistinlilerin işgal altındaki topraklarında İngiliz sermayesini kanalize ederek, Siyonist Devletin gelişmesine adamıştır.

15. NOKIA:

Nokia , İsrail’e yoğun bir şekilde yatırım yapmaya başladı. Nokia genel müdürü Lars Wolf, Jerusalem Post’a verdiği (4 Mart 2001) bir röportajda şunları söyledi: ”Bütün açıdan İsrail’e odaklanıyoruz,çünkü ”İsrail Projesi” adında bir iç projemiz var.” Nokia Venture Partners, Aralık 2000′de yeni bir 500.000.000 dolarlık fon başlattı ve bu ‘orantısız’ miktarın İsrailli şirketlerine gitmesine izin verdi. Nokia Araştırma Merkezi İsrail ile işbirliği yapabileceği alan arayışı içinde.

16. TIMBERLAND:. (Giyim, ayakkabı, bot, ceket, vb)

Timberlands 1,1 milyar dolarlık bir ayakkabı, giyim ve aksesuar firmasıdır. Başkanı ve CEO’su Jeffrey Swartz aktif bir siyonisttir. İsrail’e yeni bir ‘dayanışma ziyareti’ olarak gittiğinde Timberland CEO’su olarak konuştu ve ABD’ye 100 IDF asker göndermeyi önerdi. Timberland halka açık bir şirket olmasına rağmen,aile stokların yaklaşık % 47′sine ve oy gücünün yaklaşık % 81′ine sahiptir.

17. DESERT EAGLE:

Desert Eagle, İsrail’in ABD’den ve başka ülkeden almadığı tek silahlardır. Ancak bir çok parçası başka ülkelerde ithal ediliyor ve İsrail’de bir araya getiriliyor. Ne olursa olsun, İsrail onlarla kendisinin olduğu gibi gurur duyar.

18. CATERPILLAR:

Caterpillar, buldozerler, traktörler, çeşitli yıkım ekipmanları gibi büyük inşaat ekipmanları imal eden İllinois merkezli bir şirkettir. Bu şirket D9 ve D10 buldozerlerini ve dünyadaki en büyük buldozerleri İsrail’e sağlar.

(Listenin Türkçe çevirisi, TİMETÜRK’ten Ayşe Aydın’a aittir)

İsrail Türk mallarını boykot ediyor!

İsrail'in Gazze'ye yaptığı operasyonlar nedeniyle Türkiye'de başlatılan İsrail mallarına boykot kampanyasına İsrail'den karşılık geldi. Rami Levi ve Blue Square, Türk firmalarının ürünlerini raflarından kaldıracaklarını, ancak Türkiye'de üretilen ama kendi markalarını taşıyan ürünleri, stokları bitene kadar satmayı sürdüreceklerini de kaydetti.

Brand For You'nun CEO'su Rafi Sheffer de Türkiye'deki üreticilerle bağlarını kesmeleri konusunda henüz bir karar almadıklarını söyledi. İsrail'deki en büyük süpermarket zinciri Super Sol'un de boykot uygulamasına katılması da bekleniyor. Şirket, Türk mallarının çok daha ucuza gelmesine rağmen, İsrail'e düşman bir ülkenin mallarını satmanın ilkelerine aykırı olduğunu iddia etti.

Gazze'ye yapılan operasyonlar sonucu sivil kayıpların 400'ü geçmesi sonucu sosyal medyada İsrail mallarına boykot çağrıları yapılmıştı. Türkiye'de 4'ü büyükşehir 13 belediye Coca-Cola ve İsrail ürünlerinin satışını yasaklamıştı.

http://www.yenisafak.com.tr/ekonomi-haber/israil-turk-mallarini-boykot-ediyor-22.07.2014-669294



Bu bayram şeker ya da çikolata alırken Kent markasına dikkat edin. Çünkü Kraft Foods, Tüketiciler Birliği'nin araştırmalarına göre İsrail'e destek veren firmalardan.

Kent 1927 yılında Türk girişimciler tarafından kuruldu. 2002 yılında Cadbury şirketi, Kent hisselerinin çoğunu satın aldı. 2010 yılında küresel bir operasyonla Cadbury, Kraft Foods tarafından satın alındı ve Kent Gıda, Kraft Foods bünyesine girdi.

2012 yılında Kraft Foods temel gıda ürünleri işini ayırarak Mondelēz International adı altında dünya çapında ilk küresel atıştırmalık ürünler şirketini kurdu. Kent Gıda 2013 yılında Türkiye’nin ilk 500 ihracatçı firması arasına girmiştir. İstanbul Sanayi Odası’nın hazırladığı listede de ilk 500 büyük sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Halen Kent Gıda San. ve Tic. AŞ. Türkiye’de Mondelez International Holdings LLC. şemsiyesi altında faaliyetlerini sürdürmektedir.

İŞTE BOYKOT EDİLEN ÜRÜNLERİN YAZILI LİSTESİ

Amazon, Apple, Aptamil, Asics, Axe, Algida, Allianz, Aquafina, British American Tabocco, banana republic, Barbie, Becel, Bp Petrol, Bershka, Black&Decker, Burger King, Bath & Body Works, Bebelac, Bosch, Bnp Paribas, Braun, Chanel, Cisco, Citibank, Cat, Cacharel, Chrysler, Columbia, Camel, Converse, Caterpillar, Chevron, Chevrolet, Calvin Klein, Converse, Cif, Carte D’or, Coca Cola, costa coffee, Calve, Chesterfield, Champion, Cheetos, Cappy, Cornetto, Clear, Diesel, Danone, Danette, durex, Danino, Damla Su, Doritos, Domestos, Dove, DKNY, Domino’s Pizza, Doğadan, Dell, Dodge, Disney, Dr Pepper, Estee Lauder, Elite, Evian, ERİKLİ, Elidor, Fruko, Flora, Frito Lay, Fanta, Fruttare, FedEx, Ford, FA, General Electric, Gap, Gillette, Google, Garnier, Hacı Şakir, Hayat Su, Hp, Harley-Davidson, H&M, Hyundai, Henkel, Head & Shoulders, IBM, Intel, Johnsons & Johnsons, Jacobs, Johnnie Walker, KFC, Kinder, Kia, Knorr, Kent, Kodak, Lacoste, Loreal, Lego, Levis, Lipton, Lay’s, Lux, L&M, Lark, Magnum, Mc Donald’s, Max, Muratti, Marlboro, Mango, Merrell, Mentos, Milka, Microsoft, Massimo Dutti, Motorola, Monster Energy, New Balance, Neutrogena, NESTLE, Nutella, Nivea, Nike, Nestea, Nautica, Omo, Philip Morris, Parliament, Pall Mall, Prima, Pringles, Popeyes, Pizza Hut, Pritt, Play Doh, Pattex, Pepsi, Puma, Polo, Pull&Bear, Procter & Gamble, Raid, Red Bull, Reebok, Ralph Lauren, Rexona, Rinso, Rotring, SEAT, Skechers, Sana, Sırma Su, Signal, Starbucks, Sen-Sun, Schweppes, Sensodyne, Shell, Salem, Sprite, Sbarro, Siemens, Subway, Tesla, Timberland, Tchibo, Tommy Hillfiger, Turkuaz, The North Face, Unilever, Ups, Vileda, Vakko, Vim, Vaseline, Volkswagen, Viceroy, Vans, Veet, Virginia Slims, Winston, Xerox, Yedigün, Yahoo, Youtube, Yumoş, Yves Rocher, ZARA, 3M, 7Up ve (Mastercard) olan banka kartlarınızı (troy) yapın

https://www.boykot.co

KFC’den “Helal Değiliz” Açıklaması

KFC yemek zincirinin basın danışmanı Anna Hezel’in açıklamaları gündeme bomba gibi düştü.

KFC Firması tarafından yapılan en son açıklamada “ürünlerimiz helal değildir” denildi.

Gazete ilanı ile Yapılan açıklamada “Eğer daha önce bir müşterimize ürünlerimiz helaldir denildi ise bu mutlaka o zaman dilimi için doğru bilgidir. Fakat Avrupa birliği düzeyinde verilen yeni kararlar hayvanların daha az acı çekmelerini ve onların kendileri daha hissetmelerini öngörüyor bunu sağlamak adına daha hayvan haklarına saygılı ve kaliteli çalışan firmalar ile birlikte çalışma kararı aldık. Biz ve bütün mal teslimatçılarımız bundan Sonra Avrupa birliğin verdiği kararlar dogrultusunda çalışacağız ve artık kesinikle helal ürün kullanmayacagız.” denildi.

Kaynak: http://www.analizmerkezi.com/kfcden-helal-degiliz-aciklamasi-52281h.htm

Açıklama

Olay İngilterede Yaşanmıştır Tepkilerden Dolayı Geri Vites yapan KFC Helal Çalışmalarına Başladığını açıklamıştır

http://www.kfc.co.uk/about-kfc/halal

Garnier'den İsrailli kadın askerlere cilt bakım seti

Dünyaca ünlü Fransız kozmetik markası Gazze’de Filistinlilere saldırılarda bulunan İsrail’in kadın askerlerine mücadelelerinden dolayı, içinde ürünlerinin bulunduğu koliler gönderdi.

Güzellik setini İsrailli kadın askerlere hediye eden firma bıraktığı mesajda ise “Ülkeleri için mücadele eden sevgili kadın savaşçılarımıza bu seti hediye etmekten gurur duyuyoruz” dedi.

Kaynak: http://ekonomi.haber7.com/sektorler/haber/1188203-unlu-markadan-israile-tam-destek

vakko yahudidir



Yahudi cemaati Vakko'ya isyan etti: O ceketi giymek haram

Vakko, keten-yün karışımı ceketi satışa çıkardı; Yahudiler isyan etti: Dinimizce haram ceketi, Yahudi bir marka satamaz.

1934 yılında Vitali Hakko tarafından temeli atılan Vakko Holding, Yahudileri kızdırdı. Kendileri de Yahudi olan Hakko Ailesi, yaz kreasyonlarına karışım kumaştan üretilmiş ceket koyunca, Yahudi cemaati ayaklandı. Bu tür giysileri haram kabul eden Yahudiler, 'Cemaatimizden birisi nasıl böyle bir günah işler' diye tepki gösterdi.

ELEŞTİRİ YAĞMURU

Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı Cem Hakko'nun yaptığı şirket, İtalya'da ürettirdiği, yüzde 55 keten, yüzde 40 yün ve yüzde 5 ipek karışımı kumaştan oluşan ceketini vitrine çıkardı. İnançları gereği karışım kumaş giyemeyen, dini terminolojilerine göre yün-keten, pamuk-keten gibi karışım kumaşları haram kabul eden Yahudiler, sosyal medyada Cem Hakko'ya eleştiriler yağdırdı.

BOYKOT ÇAĞRISI YAPILDI

Takvim'in haberine göre, Hakko Ailesi'nin 3'üncü kuşak temsilcisi olan Cem Hakko için Yahudiler, "Kendi de Yahudi, nasıl böyle bir ürün satar", "Değerlerimize hakaret ediyor", "Hemen ceketi toplatmalılar" gibi yorumlar yazdı. Cemaat mensupları, bu ceket satıştan kaldırılıncaya kadar Vakko'dan alışveriş yapmama çağrısında bulundu. Şirket yetkilileri ise tepkilerle ilgili henüz bir yorum yapmadı.

http://www.ensonhaber.com/yahudi-cemaati-vakkoya-isyan-etti-o-ceketi-giymek-haram-2013-04-30.html



Yale Üniversitesi'nden Profesör Jeffrey Sonnenfeld, diğer firmalara teşvik olması amacıyla, İsrail'e destek veren firmaların listesini yayınladı. Bu listedeki firmaların yanı sıra Hyundai, McDonald's, Burger King, Puma, Coca Cola gibi birçok firma da İsrail'e desteğini açıkladı.





Kaynak: Mepa News https://www.mepanews.com/simdiye-kadar-hangi-sirketler-israile-destegini-acikladi-63284h.htm




@Mustafa1SENYURT

28 Kasım 2018 Çarşamba

KİTAPLARI TAVSİYE EDİLEN ve EDİLMEYEN YAZARLAR








KİTAPLARI, SOHBETLERİ, FİKİRLERİ, GÖRÜŞLERİ, SEMİNER ve DERSLERİ TAVSİYE EDİLENLER ve EDİLMEYENLER (Güncel)

Selamun aleykum,

Daha önce yayınladığımız tavsiye kitaplar listesine ek olarak, bu listeyi de yayınlamanın elzem olduğunu düşündük. Bizlere ya da hocalarımıza sıklıkla “Kimleri okuyabiliriz, kimleri okumalıyız?, Kimleri dinlemeliyiz, takip etmeliyiz?” sorusu , sıklıkla sorulan bir sorudur.

Kitaplarını okuyabileceğiniz, sohbetlerini, derslerini, seminerlerini takip edebileceğiniz isimleri , son yüzyılda yaşamış olan ve/veya halen sağ olan kişilerden oluşturduk. Bu isimlerin birçoğunu zaten biliyoruz, yakından takip ediyoruz, sohbetlerini takip ediyor, kitaplarını eserlerini okuyoruz. Bazı isimleri ise yakından tanımasak ta, hocalarımızın görüşleri tavsiyeleri ışığında listemize dahil ettik. Unuttuğumuz isimler elbette vardır, hatırlatıldığı takdirde listemize ekleyeceğiz inşaAllah.

Listemiz 2 Bölümdür;

1. Bölümde Tavsiye edilenler mevcuttur.

2. Bölümde ise Kara Liste mevcuttur yani okunması, izlenmesi, takip edilmesi zararlı olan şahıslar.

2. Bölümün en başında ünlü oryantalistleri, müsteşrikleri ve daha sonra onları takip eden Modernistleri, Reformistleri zikrettik. Devamında ise bazı görüşlerinden dolayı tavsiye etmediğimiz isimleri aldık listeye.

Ve sonra Vehhâbî, Selefî akımın müelliflerini ve daha sonra Şii müellifleri, yazarları listeledik.

Bir de hakkında sükût ettiklerimiz var, yani bazı kitapları (ya da sohbetleri) faydalı olup ta, bazı kitapları (ya da sohbetleri) sıkıntılı, zararlı olanlar, onları listeye dahil etmedik.

Listede "Tavsiye Edilenler" kısmında yer alan birçok ismin sohbetlerine, seminerlerine, "EhliSünnetinSesi" adlı youtube kanalından ulaşabilirsiniz.

| Şükrü Yaşar

------------------------------------------

1. BÖLÜM – TAVSİYE İSİMLER

* Muhammed Zâhid el-Kevserî

* Ömer Nasuhî Bilmen

* Elmalılı Hamdi Yazır

* Bediüzzaman Said Nursî

* Mustafa Sabri Efendi

* Abdulfettah Ebû Ğudde

* Muhammed Avvâme

* Emin Saraç

* M. Mustafa el-Azâmî

* Muhammed Ali es-Sabûnî

* Vehbe Zuhaylî

* Subhi es-Sâlih

* Muhammed Acac el-Hatîb

* Mustafa es-Sibâî

* Ahmed Davudoğlu

* Babanzâde Ahmed Nâim

* Şuayb el-Arnavûd

* Abdullatif Harputi

* Ahmed Serdaroğlu

* Musa Topbaş

* Mahmut Toptaş

* İsmail Cerrahoğlu

* Ali Osman Koçkuzu

* Muhammed Konyevî

* Seyyid Muhammed Raşid Erol

* Nurettin Boyacılar

* Üstâz İsmail Çetin

* Mehmet Zâhid Kotku

* Osman Nuri Topbaş

* Mahmud Esad Coşan

* Tahir Büyükkörükçü

* Muhammed Emin Er

* Muhammed Mutâ Haznevî

* Ali Ulvi Kurucu

* Hasan en-Nedvî

* Mehmet Ildırar (Yarbay)

* Haydar Hatipoğlu

* Gönenli Mehmet Efendi

* Mahmud Sami Ramazanoğlu

* Mahmud Ustaosmanoğlu

* Necip Fâzıl Kısakürek

* Seyyid Muhammed Alevî el-Mâlikî el-Hasenî

* Sadrettin Yüksel

* Necip Fazıl Kısakürek

* Mehmet Savaş

* M. Cevat Akşit

* Şerafettin Kalay

* Talat Koçyiğit

* Ebubekir Sifil

* Bayram Ali Öztürk

* Kemal Sandıkçı

* Ahmet Yaşar

* Hamdi Arslan

* Ahmet Efe

* Muhammed Salih Ekinci (el-Ğursî)

* Selçuk Eraydın

* Ali Ulvi Uzunlar

* Emin Aşıkkutlu

* Yavuz Köktaş

* Serdar Demirel

* İhsan Şenocak

* Kadir Mısıroğlu

* Talha Hakan Alp

* Mehmet Fatih Kaya

* Hüseyin Avni Kansızoğlu

* Ömer Faruk Korkmaz

* Mahmud Eren

* Hamdi Döndüren

* Ahmet Hamdi Yıldırım

* Mehmet Talu

* Timurtaş Uçar

* Necdet Tosun

* Mustafa Kara

* Mustafa Aşkar

* Kasım Şulul

* Ethem Ruhi Fığlalı

* Rifat Okudan

* Rıza Çöllüoğlu

* Cüneyt Köksal

* Ferzende İdiz

* Vahit Göktaş

* İsmail Karaçam

* Adnan Demircan

* Fatma Kızıl

* Aynur Uraler

* Şemsettin Bektaşoğlu

* İsmail Yelkenci

* Ahmet Özbay

* Mehmet Özşenel

* Abdullah Aydınlı

* Raşit Küçük

* Özcan Hıdır

* Erdinç Ahatlı

* Fatih Çıtlak

* Cemal Aydın

* Mahmut Karakış

* Muhammed Emin Yıldırım

* Abdurrahman Büyükkörükçü

* Ahmet Tahir Dayhan

* Murat Türker

* Cağfer Karadaş

* Şerafettin Gölcük

* Kamil Çakın

* Nihat Hatipoğlu

* Ali Kara

* Ali Eren

* Mehmet Şevket Eygi

* Dilaver Selvi

* Ali Kaya

* İsmail Lütfi Çakan

* M. Yaşar Kandemir

* Halil Günenç

* Sezai Karakoç

* Cemil Meriç

* Halil İbrahim Kutlay

* İbrahim Hatiboğlu

* Muhammed Emin Yıldırım

* Nurettin Yıldız (İhtiyatlı)

* Said Havvâ

* Teoman Duralı

* Abdurrahman Aslan

* Bedri Gencer

* Ahmet Tomor

* Ali Ramazan Dinç

* Ethem Cebecioğlu

* Yasin Pişgin

* Halis Aydemir

* Ali Arslan

* Orhan Çeker

* Metin Yiğit

* Selahattin Polat

* Yavuz Ünal

* Tahsin Görgün

* Salim Öğüt

* Ömer Türker

* Recai Karakoç

* Abdülmetin Balkanlıoğlu

* Abdulkadir Şener

* Orhan Ençakar

* Fatih Kalender

* Hüsamettin Vanlıoğlu

* Abdullah Hiçdönmez

* Cübbeli Ahmet Hoca

* Ömer Faruk Akkaya

* Mustafa Genç

* Faik Akçaoğlu

* İsmet Özel

* Cemil Meriç

* Muhammed Özkılınç

* Ekrem Buğra Ekinci

* Mustafa Armağan

* Ahmet Şimşirgil

* Talha Uğurluel

* Ömer Tuğrul İnançer

* Mahmud Erol Kılıç (İhtiyatlı)

* Mustafa Fayda

* Muhsin Demirci

* Salih Mirzabeyoğlu

* Asım Cüneyt Köksal

* İbrahim Halil Üçer

* Recep Şentürk

* Şakir Kocabaş

* İhsan Fazlıoğlu

* Fatih Şeker

* İsmail Kara

* Ahmet Yücel

* Şevket Kotan

* Ali Pekcan

* Yusuf Kerimoğlu (Hüsnü Aktaş)

* Hidayet Zertürk

* Soner Duman

* Dücane Cündioğlu (İhtiyatlı)

* Murat Kaya

* Adem Ergül

* Metin Yurdagür

* Yusuf Ziya Keskin

* Zeki Keskin

* Ömer Kara

* Ömer Çelik

* Muhittin Uysal

* Ahmet Özel

* Mustafa Fayda

* Abdullah Yıldız

* Servet Armağan

* Abdülhamid Birışık

* Yusuf Ziya Kavakçı

* İbrahim Tüfekçi

* Ahmed Turan Aslan

* Mustafa Demirkan

* Burak Kızıldaş

* Harun Çetin

*************************************************

TAVSİYE EDİLMEYENLER

* Tavsiye Edilmeyen Yayınevleri

[ OTTO YAYINLARI]

[ANKARA OKULU YAYINLARI]

[KURAMER YAYINLARI]

[DÜŞÜN YAYINCILIK]

[ADIM PRODÜKSİYON]

[ADIM KİTAP]

[AKABE VAKFI YAYINLARI]

[SÜLEYMANİYE VAKFI YAYINLARI]

[İSTANBUL YAYINLARI]

[OZAN YAYINCILIK]

[KAYNAK YAYINLARI]

[ANLAM YAYINLARI]

---------------------------------

Kitapları, Makaleleri ve/veya Görüşleri Türkçe’ye tercüme edilmiş olan Ünlü Oryantalistler / Müsteşrikler;

* Joseph Schacht

* Ignaz Goldziher

* Gautier Herald A. Juynboll

* Harald Motzki

* Rudi Paret

* Reinhart Dozy

* John Wansbrough

* Abraham Geiger

* Hamilton Alexander Rosskeen Gibb

* Arent Jan Wensinck

* Snouck Hurgronje

* Ernest Renan

* Theodor Nöldeke

* Philip Khuri Hitti

* S. Wensink

* Reynold Alleyne Nicholson

* Pascale Casanova

* Guillaume Postel

* Henri Lammens

* Louis Massignon

* M. A. Palacios

* C. De Faucault

* K. Cragg

* Aloys Sprenger

* William Muir

* Simon Ockley

* David Samuel Margoliouth

* Guibert de Nogent

* Thomas Erpenius

* Samuel Marinus Zwemer

* Duncan Balck Macdonald

* Von Grunebaum

* Gordon Pruett

* Leone Caetani

* J. M. S. Baljon

* Josef Horovitz

* Noel J. Coulson

* Rudolf Bultmann

* Daniel Brown

* Paul Tillich

* John Wilson

* John Hick

* Robert J. Wuthnow

* Peter L. Berger

* Thomas Luckmann

* Samuel P. Huntington

* Hansfried Kellner

* M. J. Kister

* Gerlof Van Vloten

* Montgomery Watt

* Wael B. Hallaq

* Richarde E. Palmer

* Bernard Lewis

* Franz Rosenthal

* Charles J. Adams

------------------------------------

Tavsiye Edilmeyen İsimler

* Muhammed Halefullah

* Musa Carullah Bigiyef

* Roger Garaudy

* Mahmut Ebu Reyye

* Sa’d el-Mersafî

* Fazlur Rahman

* Muhammed Esed

* Ali Şeriati

* Rashad Khalife (Reşad Halife)

* Muhammed Abduh

* Gulam Ahmet Perviz

* Abdullah Çekralevi

* Hasan Hanefî

* Mahmud Muhammed Taha

* Ahmed Emin

* Seyyid Ahmet Han

* Ayetullah Humeyni

* Cemaleddin Afgani

* Reşid Rıza

* İlhami Güler

* Mustafa İslamoğlu

* Mehmet Okuyan

* Hayri Kırbaşoğlu

* Abdülaziz Bayındır

* Hüseyin Atay

* Ercüment Özkan

* Ömer Öngüt

* Atasoy Müftüoğlu

* İbrahim Sarmış

* M. Sait Hatiboğlu

* Edip Yüksel

* Caner Taslaman

* Ali Abdurrazık

* Taha Hüseyin

* Muhammed Hüseyin Heykel

* Tevfik Sıdkî

* Mirza Bakır

* Mihr Ali İskender Evrenesoğlu

* Harun Yahya (Adnan Oktar)

* Yaşar Nuri Öztürk

* Zekeriya Beyaz

* Bayraktar Bayraklı

* Mustafa Öztürk

* Ömer Özsoy

* Haydar Baş

* Mehmet Çelik

* İhsan Eliaçık

* Muhammed Esed

* Ebu’l Ala Mevdudî

* Fetullah Gülen

* Hakkı Yılmaz

* Süleyman Ateş

* Ali Rıza Demircan

* Bünyamin Erul

* Enbiya Yıldırım (Bazı kitapları okunabilir)

* Muhammet Nur Doğan

* İsrafil Balcı

* Turan Dursun

* Abdullah Draz

* Mehmet Emin Maşalı

* Hasan Onat

* Hasan Elik

* Muhammed Abid El-Cabiri

* Ahmet Akbulut

* Sonia Cihangir

* Hidayet Şefkatli Tuksal

* Ahmed Hulusi

* Mehmet Azimli

* Sönmez Kutlu

* Abdulgaffar Aslan

* M. Yusuf Guraya

* Mehmet Yaşar Soyalan

* Safinaz Kazım

* Cemre Demirel

* Hasan Hafızoğlu

* İzzet Derveze

* Beşir İslamoğlu

* Tunahan Bozkurt

* Hüda Kaya

* Bilgin Erdoğan

* Hasan Eker

* Abdurrahman Şarkavi

* Abdulhalim Ebu Şakka

* Münir Muhammed Gadban

* Hüseyin Kerim Ece

* Ömer Noyan

* Abdullah Ali

* Musa Şimşekçakan

* Hatice İslamoğlu Erdem

* Saadettin Merdin

* Münib Engin Noyan

* Emine Şenlikoğlu

* Şaban Karataş

* Talat Sakallı

* Taha Hüseyin

* Selim Türcan

* Muhammed İkbal

* Hüseyin Çelik

* Nasr Hamid Ebu Zeyd

* Hüseyin Hansu

* Muhammed Gazali

* Veysel Kaya

* Kadir Demirci

* Hadiye Ünsal

* Cevad Ali

* M. Şemsettin Günaltay

* Mehmet Paçacı

* İsmail Nacar

* Zakir Naik

* Adil Çiftçi

* Vahidüddin Han

* Şinasi Gündüz

* Şaban Ali Düzgün

* Mehmet Evkuran

* Mehmet Mahfuz Söylemez

* Namık Kemal Okumuş

* Musa Bağcı

* Mevlüt Uyanık

* Mesut Okumuş

* Zeki Bayraktar

* Bülent Şahin Erdeğer

* Erdem Uygan

* Fatih Orum

* Sait Çamlıca

* Enis Doko

* Yahya Şenol

* Emre Dorman

* Kuran Araştırmaları Grubu

* Enes Alimoğlu

* Servet Bayındır

* Fehmi İlkay Çeçen

* Ali Akın

* Ahmet Murat Sağlam

* Kashif Ahmed Shehzade

* Sinan Yağmur

* Lokman Çilingir

* Yasin Gündoğdu

* Levent Gültekin

--------------------------------

* Ahmet Hulusi

* Cemalnur Salgut

* Uğur Koşar

--------------------------------

SELEFÎ & VEHHÂBÎ MÜELLİFLER ve YAYINEVLERİ

[Guraba Yayınevi]

[Polen & Karınca Yayınevi]

[Takva Yayınları]

[Ashab Yayınları]

[Hivda İletişim]

[ÜmmülKura Yayınevi]

[Tevhid ve Sünnet Yayınevi]

[Ey İnsanlar Yayınları]

[Beyaz Karınca Yayınları]

[Tevhid Yayınları]

[BeyazMinare Yayınevi]

* İbn Teymiyye

* Muhammed Bin Abdülvehhab

* Said el Kahtani

* Nasır el Umer

* Amr Abdulmünim Selim

* Abdullah Bin Abdulhamid El-Eseri

* Muhammed El-Humeyyis

* Ebu Muhammed El Makdisi

* İbn Useymin

* Necmi Sarı

* Ahmed Muhammed Davud

* Ahmed Ferid el Mısri

* Yasir Burhami

* Hanifi Akın

* Ahmed Kalkan

* Feyzullah Birışık

* Sefer bin Abdurrahman el-Havali

* Mehmet Alptekin

* Abdülkadir bin Abdülaziz

* Süleyman b. Abdullah

* Muhammed b. Sultan el-Masumi

* Seyfullah Erdoğmuş

* Kadı Allame Şeyh Muhammed Buhayt el-Muti'i

* Hasan el-Arumi

* Ali Haşşan

* Ahmed Sa'd Hamdan

* Abdulaziz b. Abdillah b. Baz

* Abdurrahman b. Nasır el-Berrak

* Yahya b. Muhammed ed-Dilemi

* Abdülkayyüm es-Süheybani

* Ubeydullah Arslan

* Abdullah Yolcu

* Hüseyin Cinisli

* Emrah Orhan Kurugöllü

* Faysal B. Kazzar el-Casim

* Fadl İlahi

* Ziyaeddin el Kudsi

* Abdullah b. Abdülmuhsin et-Türki

* Bender b. Nayif el-Uteybi

* Abdülkayyüm es-Süheybani

* Muhammed el Arifi

* Ali b. Nufeyyi el-Uleyyani

* Ebu Hanzala (Halis Bayuncuk)

* Abdullah Yolcu

* Abdülhamid Es-Suheybani

* Ahmed b. Abdurrahman el-Kadi

* Müfrih b. Süleyman el-Kavsi

* Salih el Fevzan

* Ömer Süleyman Abdullah el-Eşkar

* Ahmed Er Rumi El-Hanefi

* Muhammed b. Ahmed b. İsmail el-Mukaddem

* Selim b. el-Hilali

* Kevser Muhammed el-Minavi

* Salih Abdurrahman el-Husayyin

* Hamed b. İbrahîm el-Harikî

* Nasır El-Kıfari

* Abdulazim b. Bedevi el-Halefi

* Hafız B. Ahmed El-Hakemi

* Muhammed Abdullah el-Vuheybi

* Muhammed Nasruddin Elbani

* Amr Abdulmünim Selim

* Ahmed B. Osman El-Mezyed

* Abdulkerim Bekkar

* Nasır B. Abdülkerim El-Akl

* Abdulaziz B. Nasır El-Cüleyyil

* Muhammed Surur Zeynelabidin

* Nazım b. Muhammed Sultan El-Misbah

* Naci B.Dayil Es-Sultan

* Selman Nasif ed-Dahduh

* Ebu Basir et-Tartusi

* Alihan Musayev

* Ahmet Ferit

* M. Abdülhadi el-Mısri

* Halil Herras

* Ebu Abdullah Abdurrahman Abdullah

-------------------------------

Şİİ MÜELLİFLER ve YAYINEVLERİ

[ASR YAYINEVİ]

[KEVSER YAYINCILIK]

[Ahlulbeyt Yayınları]

[Al-i Taha Yayınları]

[Asr Yayıncılık]

[Ensariyan]

[Kevser Yayınları]

[Neva Yayınları]

[Oniki İmam Yayınları]

[Önsöz Yayıncılık]

[Velayet Yayınları]

[Fecr Yayınları]

* İmam Humeyni

* Ayetullah Hamanei

* Muhammed Ticanî Semavî

* Mehdi Aksu

* Cevat Gök

* Abdulbaki Gölpınarlı

* Muhammed Cevad Horasani

* Seyit Mehdi Saidi

* Hasan Alimi Bektaş

* Cevad Muhaddisi

* Ammar İlter

* Seyyid Cevad Mustafavi

* Hüseyin B. Muhammed İbrahim El-Tiflisi

* Metin Atam

* Abbas Azizi

* Ayetullah İbrahim Emini

* Mehdi Pişvai

* H. Şeyh Necmu'd-din Tabesi

* Seyyid Ali Musevi Germarudi

* Ayetullah Destgayb

* Ayetullah Seyyid Ali Hamenei

* M. Muhammedi İştihardi

* Cafer el-Beyati

* Metin Hasanov,, Hilal Hasanov,

* Muhammedi Reyşehri

* Serdar Aytekin

* Kerim Uçar

* Cumhur Atam

* Hidayet Koşaca

* Ebulfez Kocadağ

* Allame Şerafüddin

* Dr. Muhammed Rıza Yektai

* Muhsin Kıraati

* Kasım Süphani

* Zeynep Sercani

* Fatih Kahramani

* Metin Atam

* Seyyid Mesut Masumi

* Muhammed Hüseyin F.Zade

* Abdullah Turan

* Yalçın Bulut - Serkan Ünlü

* Cafer Bendiderya - Cafer Bayar

-------------------------------------------------